Sign in / Join

Megadeth - Dystopia

22 Ocak'ta gelen güzellik...

Birçoğumuzun çocukluğun sonu, ergenliğin başlangıcı, asi gençliğimizi yaşadığımız dönemde denk gelmişizdir uzaktan seyrettiğimiz aşklara. İşte Megadeth, thrash ve heavy metal severler için aynen böyle bir grup. Kimimizin sıkı takip ettiği kimimizin ise bir havadisi çıktığında ruhunda nostalji yaşattığı bir grup, bir olgu Megadeth. Her ne kadar yaptıkları, eleştirildikleriyle kıyasla geri plana atsa da “bu sefer benim gözümden bakın olaylara!” edasıyla çıktı 15. albümleri “Dystopia” ile. Ying-Yang gibi dengelerin oturtulmaya çalışıldığı internet aleminde olumlu-olumsuz yorumlar çöplüğüne dönen bir konu olsa dahi Megadeth, Brezilyalı metal grubu Angra’dan Kiko Loureiro’ya gitarları, akabinde de (kendi grubunda bir tarz yaratmış olan) Lamb Of God’tan Chris Adler’a davulları emanet eder Megadeth. Hadi albümü yorumlamaya geçelim.

Albümün prodüktörlüğünü Dave Mustaine ile birlikte Chris Rakestraw üstlenmekte. Ayrıca kendileri albümün engineer’lığını da üstlenmiş. Mix’ler ise özellikle Lamb Of God’ın albüm çalışmalarından tanıdığımız son yılların öne çıkan ismi Josh Wilbur’a emanet edilmiş. Ve… Megadeth burada teknik bir transferle adeta golü 90’a gönderiyor. Albümün mastering’ini Green Day, Norah Jones, Behemoth gibi grup ve sanatçıların işlerinde yeni ivmeler yakalayan, Amerika’nın dünya müzik endüstrisinde saygın bir yere sahip olduğu Ted Jensen’e takdim ediliyor.

Albümün açılış şarkısı “Threat is Real” Ürdünlü jazz müzisyeni Farah Siraj’ ın vokal partisyonu sonrası Megadeth dinlerken pek alışkın olmadığımız bir gitar partisyonuyla giriyor ve daha sonrası ise kesik riff ler, akabinde takipçisi olan bas gitarlar ve davullarla açılış mesajı adeta “Megadeth Still Alive” dedirtiyor. Birçok insan gibi davulcu Chris Adler’ın gruba katılmasına olumlu yaklaşmamıştım,ancak kendileri daha ilk dakikalarda tokat gibi cevap veriyor çaldığı partisyonlarla. Ardından gelen, albümle aynı adı taşıyan şarkı ve video klip çekilen “Dystopia” özlem duyduğumuz “Rust in Peace” döneminin günümüz teknolojisi ile modernize edilmiş (başta gitarlar olmak üzere) aranjesiyle adeta mest ediyor. Chris Adler’ın Megadeth gitarlarıyla senkron giden kick partisyonları bacak bacak üstüne lezzet lezzet üstüne olmuş. Albümün bir sonraki çalışması “ Fatal Illusion” ise “So Far So Good So What” dönemlerinden esintiler taşımakta. Vay vay vay, heyecanım tavana doğru gidiyor . Ardından gelen çalışma “Death from Within” “Youthanasia” soslu bir “Countdown To Extinction” tatlısı olmuş. “Bullet To The Brain” çalışması ise bana “ Train Of Consequences” ı anımsattı baya baya. “Post American World” çalışması gerek koroları destekleyen kick partisyonları ve sonrasında denk gelen palm-mute gitarlarla destekli şan partisyonlarıyla “Countdown To Extinction” albümündeki kompozisyonları anımsattı.

Albümün en enteresan çalışmalarından biri ve favorilerim arasında yer alan “Poisonous Shadows” gerek introsunda yer alan akustik partisyonlarıyla gerek tüm enstrümanların girişiyle, Dave Mustaine ve ekibinin ortadoğu müzik kültüründen ilham aldıklarını ve kendi türleriyle yorumladıklarını gözler önüne seriyor. “Conquer or Die” ile grup uzun süredir yapmadığı enstrümantal tarzda bir şarkı yapmış ve kompozisyonda hedef kitlesini geniş tutup sadece sıkı Megadeth fanlarına değil, enstrümantal müzik tutkunu insanlara da yönelmiş, bu konuda güzel bir çalışma olmuş, tebrik ederim. Bu güzel enstrümantal dinletiden sonra grup hız kesmeyip “Lying In State” ile tam gaz bir çalışmayla çıkıyor karşımıza. Akabinde gelen “The Emperor” ile “Super Collider” dönemi bir kimyayla ateşlemeye devam ediyor bizleri Megadeth. Bununla da yetinmiyor grup, punk efsanesi Fear’ın “Foreign Policy” si ile “Punk is Not Dead with Megadeth” sloganını yıllar sonra tekrar kafamıza kazıyorlar. (bkz. Anarchy In the UK). Ardından gelen “Last Dying Wish” tamam artık albüm bitti, başa alın dedirten klasik bir Megadeth kapanışı ile tam bitti mi acaba derken bir tokat da Budgie’nin “Melt the Ice Away” yorumuyla atıyor bitmedi dedirten bir edayla. Ardından bol solo ve intro replikleriyle “Look Who’s Talking” diyor grup. Akabinde gelen “Me Hate You” ile grup modernize edilmiş bir Megadeth konsepti ile albümün kapanışını yapar ve başa dönmemizi ister.

RICHTER ÖLÇEĞİNE GÖRE...

Müzikalite7
Ruh10
Sunum7
Özgünlük6
Alın bir kupa kahve kapayın gözleri efsanenin yeni albümüne kulaklarınızda yer verin...
7.5

ŞİDDETİNDE!

Günay Yunus

Leave a reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.