Thrashfire

Selamlar Beyler. Karantina günleri nasıl geçiyor?

Ökan: Selamlar! Bolca müzik, oyun, kitap ve bol egzersizle geçirmeye çalışıyorum.

Burak: Ben gayet memnunum hayatımdan evde hiç sıkılmıyorum sürekli gitar çalışıyorum, film, dizi, müzik, kitap vs vakit geçirecek bir şeyler buluyorum.

Yalaz: Selam! Genelde gitar ve beste üzerine çalışarak ve müzik dinleyerek geçiyor günler. Düşünecek ve yeni projeler üretecek çok vakit var.

"Into the Armageddon" kayıt sürecini anlatır mısınız? Çıkan sonuç sizi tatmin etti mi?

Ökan: Besteler tamamlanınca kayıt için Studio Deadhouse’u tercih ettik. Davullar, basslar, gitarlar ve ardından vokaller kaydedildi. Sound seçiminde ise bestelerdeki karanlığın daha da hissedilebilir olması için Ozan Yıldırım (Deadhouse)’ın sihirli dokunuşları da tam istediğimiz sonucu elde etme konusunda katkısı büyük diyebilirim.

Gürkan: Açıkçası davul kayıtları için süremiz biraz kısıtlıydı. Şarkılara aynı anda çalışıp aynı anda kaydetmek zorunda kaldım. Ama yine de güzel iş çıktı ortaya.

Burak: Bunlara ek olarak da kayıt epey uzun sürdü o dönem tek gitar olduğum için. Daha erken çıkar piyasaya diye düşündük ama iş durumları vs sebeplerden biraz uzadı fakat gerçekten tam istediğimiz gibi bir ürün ortaya çıkmış oldu.

Albüme gelen tepkiler nasıl? Yurt dışı yorumları özellikle merak ediyorum.

Ökan: Albümün bir önceki ürünlere nazaran daha karanlık olduğu ortak görüşünün haricinde; Kimi görüşler ise soundun daha da olgunlaştığı, her üründe daha farklı tınılar duyulduğu yönünde. Yurt dışı inceleme, fan yorumları arasında hiç olumsuz bir yoruma rastlamadım diyebilirim.

Albümden devam edelim. Favori parçanız hangisi ve neden? Ben "Post Apocalyptic Holy Terror" ve "Pure Devastating Necromancy" arasında gidip geliyorum.

Burak: Benim favorim diyebileceğim tek bir şarkı yok maalesef. Ama sahnede en keyif alarak çaldığım şarkı Katacomb.

Gürkan: Post Apocalyptic Holy Terror ve Into the Armageddon. Daha ilk dinlediğimde şarkılar beni almıştı zaten.

Ökan: 10 parça da favorim aslında ama aralarından birini seç denildiğinde kesinlikle Through the Crimson Darkness derdim.

Yalaz: Albümde dinlemekten en çok keyif aldığım ve beğendiğim beste “Dybbukim”. Ayrıca Thrashfire ile stüdyo da çaldığım ilk şarkı bunun da etkisi var sanırım.

Fiziki kopyalara ilgi nasıl?

Ökan: Beklediğimizden de iyi! Son albümümüz Into the Armageddon’ın CD’leri öncelikli olmak üzere, son Almanya ve Japonya konserlerine götürdüğümüz ürünler komple sold out oldu.

Burak: Aynen özellikle Japonya’da çaldığımız gün direk bitti cdler. Yurt dışına epey kargo gönderdik. Özellikle Avrupa’da Thrashfire’ın bu yeni soundu çok beğenildi geri dönüşlerden bunu fazlasıyla hissediyoruz.

Japonya'da çalan ilk Türk metal grubu oldunuz. Paylaşımlarınızdan konserin son derece vahşi geçtiği belliydi. Japonya, Japon seyircisi ve size ilgileri nasıldı?

Burak: Japonlar çok fazla saygılı ve müzisyene hakkını veren insanlar. Sokakta gördüklerinde direk gelip daha ilk çıktığı dönem satın almış oldukları ilk albüm cd sini ve plağını imzalatanlar oldu. Bazıları koca festivale sadece bizim için geldiklerini söylediler. Hem şaşırdık hem çok sevindik. Kesinlikle bir kez daha çalmak isterim inanılmazdı.

Gürkan: Ülkeyi en çok ben sevdim sanırım : ) İlk duyurulan Headlinerlar ertelendiği için ben kişisel olarak konsere katılımın az olacağını düşünüyordum. Ama tahmin ettiğimden daha çok seyirci vardı.

Ökan: Japonya gerçekten başka bir gezegen. Her şeyden önce inanılmaz iyi birer dinleyiciler ve gerçekten sevdikleri grupları takip etmek konusunda üstlerine yok. Hiçbir konserde Thrashfire parçalarını notası notasına böyle ezbere söyleyen başka bir kitle görmedim. Kaç kere imza verdik kaç kere fotoğraf çekildik inanın sayamadık. Sahneden atlayıp kafası yarılan arkadaşı da hiç unutmayacağım. Biliyorsunuz ki Vio-Lence ve Sacred Reich birkaç nedenden ötürü festivali son anda iptal ettiler ve yerine başka gruplar dahil edildi. Buna rağmen hınca hınç doluydu. Türkiye’ye döndüğümüzde organizasyondan arkadaşlarımız ‘’çoğu kişi festivalin highlight performansının Thrashfire olduğunu söylüyor’’ dediler ve bu bizi çok mutlu etti. Genel anlamda beklediğimizden daha fazla pozitif dönüş aldık.

Yalaz: Benim ilk yurt dışı deneyimim ve ilk Thrashfire konserim oldu. Gerçekten aşırı mutlu ve keyifli geçti . Çocukken dinlediğim ilk Türk grupla birlikte Dünya'nın öbür ucuna birlikte gidip, birlikte çalmak inanılmaz bir deneyim. Japonya inanılmaz bir yer çok farklı bir öz disiplin var. Yaşam ve günümüz dünyası ile güzel entegre olmuş bir toplum. Kültürleri ve insanları güzel ahlaklı. Japon seyircisi gerçekten ilgili ve bilgililerdi. Bütün şarkıları gerçekten dinlemişler ve inanılmaz coşkulu bir enerjileri vardı. Sahnedeyken bizi inanılmaz gaza getirdiler. Sahneden inmeyi açıkçası pek istemedim. Her zaman bu kadar dolu dizgin bir topluluğa karşı çalmak zor. Ayrıca çaldığım en iyi sounddu sanırım.

Thrashfire sahnede çok vahşi ve yıkıcı bir grup. Benim için izlediğim her Thrashfire performansı çok keyifli. Peki sizin en unutamadığınız konser hangisi?

Gürkan: Grupla ilk sahne aldığım Rumble Militia konseriydi ta ki Japonya konserine kadar.

Ökan: Favorim kesinlikle True Thrash Fest Osaka/Japonya!

Burak: Japonya ilk sırada yer alır tabiki. Onun dışında Heavy Stage 5 çok acayipti hatta tüm Heavy Stage etkinliklerine bakıldığında en çok seyircinin olduğu anlardan birisiydi biz sahnedeyken. Onun dışında Rock Station 2010 Winter Fest benim için unutulmazdı Destruction’la aynı sahneyi paylaşıp kuliste tanışma fırsatımız olmuştu.

Dr. Skull Ankara konseri öncesi kapıda sohbet ederken "Into the Armageddon" albümündeki bestelerin çoğunun en az beş yıllık olduğunda bahsetmiştin. Bu dehşet gelişim sürecinde Thrashfire müziği nereye varacak?

Burak: Tam olarak besteler 5 yıllık dememiştim aslında. Bir çok riffin baya eskiden yazıldığını söylemiştim. Tabii yıllar içerisinde bir çok grup dinliyoruz, keşfediyoruz farklı tarzlara ağırlık verdiğimiz oluyor dinleyici olarak. Yeri geliyor hayatta kötü şeyler yaşıyoruz psikolojimiz değişiyor bunlar da ister istemez müziğe yansıyor… Nereye doğru gideceğimizi hep beraber göreceğiz…

Ökan: Geçmişte yazdığımız ve biriktirdiğimiz materyalleri yine onlarla uyumlu parçalarla birleştirerek kullanıyoruz. Bu aslında biraz da Thrashfire’ın çıkış sounduna ve stiline sadık kalmamızı sağlıyor diye düşünüyorum. Hedef bir soundumuz yok aslında sadece aslına sadık kalarak üzerinde yeni şeyler denemeyi seviyoruz diyebiliriz.

Son zamanlarda Ankara sahnesinde Archaic Vanity'e ciddi destek veriyorsunuz. Başka desteklediğiniz, umut veren isimler kimler?

Ökan: Serpent Of Old, Heathen Swarm, No Relics, Plebeian. Tarzlarıyla hiç alakam olmamasına rağmen Inconsistent Malformation var İstanbul’dan. Yeni yerli grup fazla gelmediği için çok az gösterebiliyorum maalesef, önerilere açığım haha.

Burak: Ben de bu konuda Okan’la aynı fikirdeyim saydığı gruplar gerçekten desteği hak ediyorlar. Ayrıca genç arkadaşların daha fazla aktif olup kurmalarını ve başarılı olmalarını istiyorum.

Yalaz: Heathsn Swarm ve İstanbul'dan Inconsistent Malformation benim heyecanla beklediğim gruplar.

Sınırsız bir bütçe ile festival yapacak olsanız kimlerle sahne alırdınız?

Ökan: Ben bunun için bir listeye yapmaya kalksam asla bitmez, o yüzden biraz daha minimal bir hale getirerek hem de aktif grupları dahil ederek şöyle yapayım; Headliner olarak Judas Priest ve Iron Maiden, altına da şöyle Accept, Mercyful Fate(Dont Break the Oath Set), Angel Witch Alman Thrash Dörtlüsü(saymayacağım haha), Loudness, Exodus, Annihilator(Exclusive Alison Hell Set) Vader, Coroner, Toxik, Satan(UK), Possessed, Hate Eternal, Deicide, Gorguts, Portal, Iron Angel, Zhrine, Power Trip, Midnight, Enforcer, Nekromantheon, Vitriol, Dust Bolt, Vulture ve Stälker.

Burak: Yani şimdi sınırsız bütçeyle 1 ay festival yapıp dünyadaki neredeyse bütün grupları çaldırabilirim onda sıkıntı yok ahahahaha baya baya hile modunu açıp organizasyon yapmak olur bu. Şöyle bir düşünürsem kaba taslak olarak herhalde inanılmaz büyük bir arazide 10 farklı sahne kurup en underground gruptan en büyük gruplara kadar herkes sahneye çıkar nasıl olsa sınırsız bütçe ahahah. Brutal Assault vb. festivallerde 3 4 günde 100 120 grup sahneye çıkıyor. 1 ay festival yapsam baya manyaklık olur. Zaten sınırsız bütçe abi yemek içki falan her şey bedava. Offf neler neler olurdu orda ahahahahaa.

Heavy Stage başta olmak üzere birkaç konserde Ankara'da bulundum. Ankara sahnesinin sihri ve samimiyetine hayran kaldım. Nedir Ankara'nın sırrı?

Ökan: Ankara dediğin gibi samimi bir şehir ve Metal bu şehirde gerçekten insanları kaynaştıran en büyük etken bence.. Böyle ciddi dinleyicisi olan bir yerde sahnedeki gruplar da performansına yansıyor ve haliyle aynı performans tekrar seyirciye yansıyor diye gider..

Yalaz: Ankara konserleri her zaman daha sıcak ve samimi olur. Sanırım bunun bir nedeni Ankara'da merkezlerin az olması. Kızılay, Tunalı veya en fazla Bahçeli'de takılır insanlar. Herkes birbirini tanıyor ve birbiriyle konuşuyor. Lokal bir underground metal kitlesi var. Ayrıca İstanbul'a ve diğer illere göre Ankara'da çok sıkı bir üretim var. Özellikle son 3 yılda Deadhouse Stüdyo'dan çıkan çok fazla iyi ürün var. Ürettikçe kitle daha canlı kalıyor sanırım.

Burak: Ankara çok soğuk belki ondandır : )

Halen ve geçmişte kimi gruplarda & yan projelerde çaldınız ve çalmaya devam ediyorsunuz. Bunların Thrashfire müziğine etkileri nedir?

Gürkan: TF soundu dediğimiz ve sevdiğimiz bir şey var. Soundu bozmadan farklı yorumlar yapıp daha iyisini elde etmeye çalışıyoruz.

Burak: Elbette başka insanlarla, başka gruplarla alıştığınız müzikten farklı şeyler yapmak bakış açınızı vizyonunuzu değiştiriyor; geliştiriyor. Benim de bu aralar var uğraştığım bir şeyler ama şimdilik bundan bahsetmiyorum… : )

Ökan: Ben şahsen Thrashfire hariç sadece yeni gelecek speed/heavy metal projem için gitar yazıyorum o da epey yavaş bir sürece girdi haha. Aslında çaldığımız diğer gruplardan çok dinlediğimiz şeylerin değişkenliği ve ruh halimiz daha çok etkiliyor gibi bir durum söz konusu.

Yalaz: Archaic Vanity ile Death/Thrash ve Serpent of Old ile Black/Death yapıyorum. Metal müziğin farklı türleri ile iç içe olmak yeni fikirler yeni bakış açıları sağlıyor. Thrashfire'a yeni dahil oldum ve birlikte yeni besteler ve fikirler üretiyoruz bende olabildiğince elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum .

Thrashfire ekibi bu sene neler dinledi?

Burak: Genel olarak Vader, Deicide, Legion Of The Damned, Sodom, Bütcher, Stalker, Death, Hellripper, Testament, Traveler, Forbidden, Enforcer, Possessed, Dissection, Asphyx, Thanatos, Seance, Mallephyr, Gehennah, Satanika, Bewitcher, Sadotank, Bywar, Andralls diye uzar gider…

Ökan: Senenin henüz başındayız ve ben hala dinlemeye devam ediyorum. Covid-19 sebebiyle çoğu ürünün çıkış tarihi sekteye uğrasa da 2020’de yeni albüm yapan farklı tarzlarda gruplar var. Bunlardan benim dinlediklerim ise şöyle: Cirith Ungol, Bütcher, Schizophrenia, Asencion, Invocation, Perdition Temple, Molested Divinity, Traveler, Haunt.

Yalaz: Bu aralar en çok Ulcerate “Vermis", Teeth “The Curse Entropy, Add Nauseum “Nihil Quam Vacuitas Ordinatum Est" albumulerini dinliyorum.

Thrashfire ekibi boş zamanlarda neler yapar?

Ökan: İş ve okul devam ederken bir yandan müzik yapıyorum. Normal zamanda genelde dışarıda oluyorum, arkadaşlarla vakit geçirmek müzikten ve hayattan konuşmak gibisi var mı? Fazla eve kapanmayı sevmem hehe.

Burak: Müziği saymazsak wing chun ile ilgileniyorum. Onun dışında film, dizi bazen kitap, akvaryumum var onla baya vakit geçiriyorum. Şu aralar çok vakit bulamasam da gümüş takı tasarımı da yapıyorum.

Yalaz: Genel olarak okul ve verilen projelerden bulduğum vakitte stüdyoda oluyorum. Arkadaşlarımla birlikte saatlerce müzik dinleyip takılıp sohbet etmek ve müzik üzerine düşünmek bana en çok haz veren şey sanırım. Onun haricinde çizim yapmak ve doğa da yürümek beni rahatlatan ve ilham veren olaylar.

Metalin en yıkıcı halini sunduğunuz için bir hayranınız ve arkadaşınız olarak teşekkür ederim. Benim sorularım bu kadar. Son sözler için sahne sizin...

Ökan: Hepinizi selamlıyoruz, bu kötü günleri güzel bir konserle taçlandıracağız!

Yalaz: Güzel sorular icin biz teşekkür ederiz. Covid 19 un bitmesi ve eski özlenen underground konserlerin başlaması dileğiyle.

Burak: Röportaj için çok teşekkür ederiz bize vakit ve yer ayırdığınız için. Umuyoruz en yakın zamanda tekme tokat, kan gövde konsere başlarız. Görüşmek üzere… Thrash, Beer And Violence…

Baran Şahin