Bir konserden ötesi : Dr Razor feat Dr Skull


Müzik dergileri ve çizgi romanlar çocukluk tutkum. İlk gençlik yıllarında özenli basılan çizgi romana hasretle geçti, orta yaş dönemim ise müzik dergilerine hasretle geçiyor. Dr Skull ile ilk tanışmam 12,13 yaşlarından iken Blue Jean ve Hıbır ile oldu. Grubun isminin yanında sanırım en çok dikkatimi çeken unsurlar efsanevi maskot Vehbi ve Ersöz'ün bıyıkları idi. Grubun müziğini dinlediğimde ise aklım yerinden uçmuştu. Maiden vari çift gitarlar; reggae, punk, rap gibi onlarca farklı tarzı bünyesinde başarı ile eritmesi o yıllarda alışık olmadığımız birşeydi, hoş onlar gibi grupta yoktu ya bu ülkede...

Grubun ikinci albümü "Rools for the Fools" her anlamda hayatımı şekillendiren albümlerden biri oldu, albümün kasedini dinlemekten üç kere bozdum ve dört kopya aldım diyeyim hayranlığımı siz anlayın. Sonrasında çıkan kabullenmesi zor "Hershey Yolunda" ve öncesinde çıkan destansı "Wory Zover" yıllar içinde değerini anlayıp sahiplendiğim albümler oldu. Her zaman bir Dr Skull konserinin nasıl geçeceğini düşlerken özlemimi ilk gideren grubun Rock Market kayıtları oldu, sonrasında ise yılların emektarı ve olmazı olur eden Çağlan Tekil tarafından düzenlenen ilk Laneth gecesinde Dr Skull parçaları ile sahne alan Razor bize parçaların canlı çalınınca nasıl muhteşem olabileceğini gösterdi. Sonrası malum çeşitli mecralarda uzun uzun anlatıldı. Bekam Örün, Ahmet Saraçoğlu, Ayşe Nur, Enis Kızılkaya ve Haluk Ataklı gibi pek çok kahramanın bir yerinden tutması ile mucize gerçekleşti. Dr Skull adına ve şanına yakışır bir box set ve konserle karşımıza çıktı.

Mekanın önünde metal konserlerine dair sevdiğim herşey fazlası ile vardı. Herkes bir anlığına lise yıllarına dönmüştü. Tekirdağ'dan Gökhan, Antalya'dan Hüseyin, dillere destan Ankara tayfası, konser için olmasa bile Avusturalya'dan gelen Eren ve pek çok dost ile şahane bir kapı önü ekibi kuruldu. Kalabalığa hakim olan duygu ise heyecandı. Şener Abi'nin Türk Metal tarihine mini bir saygı duruşu tadındaki listesi sonrasında Dr Razor "The Gate of Brandenburg" ile gümbür gümbür giriş yaptı. Peşine şahsım adına gecenin ilk süprizi her dinlediğimde aşık olduğum, her aşık oluşta dinlediğim "Princess" geldi. Razor elemanları bir kaç küçük dokunuşla şarkıyı uçurdu, Başer vokalde adeta devleşti. Yaş ortalaması 40'ın üzerinde olduğunu tahmin ettiğim kitle (kapı önünde 58 yaşında olduğu beyan eden iki delikanlı ile ayak üstü lafladık siz düşünün ve sayıları epey fazlaydı) "Princess" sonrası "Lonely Nights" ile ilk albüm ziyareti sonrası Razor yine beklenmeyeni yaptı ve başucu albümümün açılış şarkısı "Metal on Metal" ile yıktı geçti. Razor solo performansının son şarkısı "Rules for the Fools" idi.

Dr Skull elemanlarının katılımları "Little Beach" ile başladı. Alper "Skull" Yarangümeli yılların özlemi ile sahnedeydi, aç ve şahane performans gösterdi, dahası bir dakika yerinde durmadı. Konsere Amerika'dan kalkıp gelen Murat Baştepe "Way Home" ile sahneye Alper Abiye desteğe geldi. "On the Road" başlarken mikrofon Murat Ersöz'e teslim edildi, Murat Abi son derece heyecanlı ve duyguluydu. "Herşey Yolunda" başlarken sahneye Serdar Tuksal geldi. Faal olarak müzikle uğraşan tek eleman olmanın avantajını fazlasıyla kullandı. Albüm hiti "Elim Cebimde" başlarken Alper Abi davul setinin başına oturdu ve Mustafa "Musti" Erman sahneye geldi.

Konuklu performans sonrası rüyaların gerçek olma anına sıra geldi. Razor elemanları enstrumanları Dr Skull ekibine bıraktılar. Orijinal kadro 25 yıl aradan sonra "War is Over" ve "Everyday, Everynight" ile herkesi mest etti. Sonrasında mikrofon tekrar Serdar'a teslim edildi ve Razor elemanlarının da katılımı ile Türk Rock tarihinin en bomba şarkılarından "Sen" ile normal listenin sonuna gelindi. Seyirci tezahüratları sonrası beklenen oldu ve orijinal kadro tekrar sahneye çıkıp "War is Over" ile geceyi bitirdi. Grup sahneden inip imza gününe katılmadan önce olası bir Ankara, Hacettepe M Salonu konseri umudunu yeşertti. Olur mu derseniz eğer cevabım kim bilir olacak, zira Perşembe tanık olduğumuz iş benim için hala mucize nitelikte.

Ne mutlu ki hepimiz oradaydık, omuz omuza tarihe tanık olduk.

Baran Şahin