Pretorical

"Biz anlatmalıyız, paylaşmalıyız, insanları ve kendimizi uyarmalıyız..."

Selam Mustafa! Sorularımızı yanıtlamak için ayırdığınız zaman için teşekkür ederiz. Sizleri daha önce hiç duymayan dinleyiciler için grubunuzu kısaca tanıtabilir misiniz? Pretorical adıyla müzik piyasasına girme amacınız ne olmuştu?

Selam! Sizinle tanışmak bizim için büyük keyif. Grubumuz 2012 yılında thrash/death metal yapmak için yola çıktı. Onuralp Mehmet (vokal) ve Raffi Etyemez (gitar) grubu kurdu, peşinden Ferhat Konaş (gitar), ben bas gitar ve Fırat Yeşilçay (davul) ile kadro tamamlanmış oldu. 2013 yılı ortalarına kadar yorum ağırlıklı çalıştık. Bu esnada yaşanan Gezi olayları ile grup yönünü birden bestelere çevirdi. Fark ettik ki, hepimizin içinde birikmiş duygular, öfkeler ve bastıramadığımız isyanlar var. Bunlar, istemesek de notalara akıyor. Yorum parça yapmayı askıya aldık ve hızla bestelere giriştik. Şekillenen bestelerin yapısı ile Raffi Etyemez barışamayınca ayrıldı ve gurup yoluna tek gitarla devam etmeye karar verdi. Raffi halen dostumuz ve grubumuzun en büyük destekçilerinden. Bizim piyasaya girmekte bir amacımız yok. Pretorical, 4 kıllı bıyıklı metalcinin hayata karşı refleksi. Beklentimiz de yok. Tek istediğimiz sahne ve biz çalarken bizi dinleyen birilerinin olması. Sayı önemli değil. Aslında binlerce kişinin olduğubüyük sahnelerdense, birkaç kişinin olduğu küçük sahneleri tercih ederiz. Beraber bağırmak, zıplamak ve içimizdeki öfkeyi büyütmek istiyoruz.

Tipik gün/haftalarınız nasıl geçiyor? Nelerle meşgulsünüz?

Müzik dışında hepimizin bir iş hayatı var. Onuralp otomasyon, Fırat ve Ferat grafik tasarım, ben de sağlık sektöründe çalışıyorum. Akşamları haftada birkaç kere malum mekanlarda bira içiyor, müzik dinliyor, dostlarla sohbet ediyoruz. Cumartesi günlerimiz ise prova ile geçiyor. Onuralp şan eğitimine devam ediyor, Ferat ileri seviye gitar teknikleri için eğitim alıyor. Onuralp ve ben sokak hayvanları gönüllüsüyüz. Cebimizde mamalar ve veterinerlere olan borçlarla haftalarımız geçiyor.

Pretorical'ı Takas Pazarı'nda ilk olarak duyduk. "Resistance Begins" adlı promo CD'lerinizi dağıttınız. Promo CD sonrası geri dönüşler nasıl oldu?

Promo CD, Takas Pazarı etkinliğine özel olarak hazırlandı. Etkinlik tarihi ve Gezi olayları aynı ay içinde olduğundan, yıl dönümünü metalciler adına anlamlandırmak istedik. Sadece 50 kopya hazırladık, 14 kopyası halen duruyor. Dağıtılan kopyalardan aldığımız yorumlar genelde olumlu. Ancak bizim için önemli olan olumsuz yorumlar. Can Yücel' in dediği gibi; 'biz göte göt deriz'. Birbirimize 'göt' demekten de çekinmemeliyiz. Hakarete varmayan olumsuz yorumların başımızın üzerinde yeri var. Gitar tonları, genelde aldığımız olumsuz yorumlar.

Sıradaki kayıtlarınızı hangi formatta çıkaracaksınız? Promo CD'den farklı olarak neler işitebiliriz?

Ekim gibi bir EP yapacağız. Balyoz Müzik'te kayıt ve mastering aşamaları yapılacak. 4 ya da 5 şarkı düşünüyoruz. Promo CD'de olan şarkılar olmayacak ve o kayıt elinde olanlara özel olarak kalacak. Hem kaset hem de CD olarak çoğaltmayı düşünüyoruz. Büyük ihtimalle bandrollü olacak. Biz tüm şarkılarımızı görselle desteklemek istiyoruz. Promo CD'de olan her şarkının bir klibi var. Nostalji ve eski kayıt tekniklerini sevsek de, sosyal medya da klip ile kendinizi daha hızlı ve kolay ifade edebiliyorsunuz. Muhtemelen 2 ya da 3 şarkının klibi olacak.

Takas Pazarı'nın da organizatörlerindendin. Harika bir geceydi. Pretorical'ın gelecek konserlerini organize etmek noktasında neler yapmayı planlıyorsunuz? Konserler için hangi zamanı beklemeliyiz?

Bizim için de müthiş bir geceydi. O gece metalciler tarafından organize edilen ve zerre kadar menfaat güdülmeyen bir organizasyon olduğundan herkes memnun ve mutlu oldu. İsterdik ki; başka gruplar da gelsin. Ancak onca çağrımıza rağmen sadece Opioid ve Insistence ordaydı. Demo ve albümlerini sattılar. Biz de tanışmış ve kayıtları almış olduk. Konserler, Türk grupları için kanayan yaradır. Grupların sahnede zorlanması için tüm şartlar yerindedir. Ya amfilerden biri bozuktur, ya davulda bir arıza vardır, ya da sistemin başındaki işini bilmiyordur. DoRock oturdu, artık orada güzel ses alınabiliyor. Onun dışında rezillik sadece... Metal Summer Fest'te bile neler yaşandı. Bu konu uzun uzun yazılacak bir konu. Biz EP sonrası kendi konserlerimizi kendimiz organize etmek istiyoruz. Kardeş bir kaç grupla sahne almak istiyoruz. Ekim sonrası yoğun bir tempo bizi bekliyor. Onun dışında canı her isteyen Cumartesi günü provamıza gelebilir. Beraber eğleniriz.

Kendi tarzınızı ne olarak adlandırıyorsunuz? Müziklerinizi yaparken en büyük ilham kaynaklarınız hangi sanatçı/topluluklar olmuştu?

Biz yola thrash/death metal yapmak için çıktık. Bugün görüyoruz ki; şarkılarda bir kalıp yok. Sert bir metal sound'u kullanıyoruz. Yeni şarkılarımızda melodiler biraz törpülendi. Şu an bunu hissediyoruz. Gelecek ne gösterir bilemeyiz. Metal sound'u içinde bir yolculuk bu. Ben ve Fırat daha çok heavy metal, progresif kafasındayız. Yıllarca bu tarz çaldık. Ferat ve Onuralp ise daha sert tarzlar dinleyip çaldılar. Sonuçta ortaya Pretorical çıkıyor. Birkaç isim sayarsak; Testament, Sodom, Sepultura, Death, King Diamond, Queensryche, Savatage gibi isimler verebiliriz.

Parça sözlerinizi yazarken en çok nelerden etkileniyorsunuz? Türkiye ve Dünya'nın siyaset gündeminden beslendiğinizi tahmin ediyorum; toplum ve siyaset hakkında rahatsızlıklarınızı her şekilde dile getirecek misiniz?

Biz şarkılarımızda hayatın ta kendisinden etkileniyoruz. Haberleri izliyoruz, sokağa çıkıyoruz, kendimize bakıyoruz, insanların yüzüne bakıyoruz, hayvanların yüzüne bakıyoruz. Siyaset, etkilenimlerimizin sadece bir kısmı. Biz anlatmalıyız, paylaşmalıyız, insanları ve kendimizi uyarmalıyız, insan ırkının menfaatleri uğruna bu denli çirkinleşmesi, dinler, güce olan doyumsuzluk, doğaya karşı yaptığımız bunca kıyım bizim etkilenme noktalarımız. Bu ve benzer konularda her zaman çalacağız, kimse dinlemese de biz gene çalacağız ve kendi kendimize anlatacağız.

En sevdiğiniz yerli topluluklar hangileridir? Hangi yerli topluluklarla birlikte aynı sahneyi paylaşmak isterdiniz? Bu soruyu yabancı topluluklar olarak da iki yönlü sormak istiyoruz.

Yerli guruplarda hassas noktalarımız Asafated, Death Oath, Dr. Skull, Whiskey, Murat İlkan, UÇK Grind, Knight Errant, Radical Noise, Murder King, Soul Sacrifice, Cem Karaca, Asım Can Gündüz ve akımıza şu an gelmeyen onca emektar. Yeni gruplardan Opioid, Fallen, Taş Mektep çok başarlı. Hepsi çok değerli. Sahne almak ise bizim için büyük bir gurur olurdu. Yabancı gruplar konusunda ise, bu konuda bir fantezimiz yok. Önemli olan seyirci.

Ülkemiz rock/metal müzik piyasasında en çok neyi seviyorsunuz ve en çok neyi sevmiyorsunuz?

Fanzinleri, sosyal medyada yayın yapanları seviyoruz. Bu piyasanın emekçilerini seviyoruz. Yıllardır fanzin hazırlayan, dergi basan, demo alan, konsere gidenleri seviyoruz. Girişimcileri seviyoruz. Metalci dayanışmasına inanıyoruz. Konsere gitmeyen, demo albüm almayan, hiç bir şeyden memnun olmayan masa başı metalcilerine ayar oluyoruz.

Müzik diye bir şey olmasaydı sizce nelerle meşgul olurdunuz? Nasıl bir hayata sahip olurdunuz?

Hapishanede gün sayardık. Metal bizim deşarj noktamız, sesimiz, yüzümüz, fikrimiz.

Pretorical adıyla ne kadar müddet müzik yapmayı umuyorsunuz (öngörüler)? Mesela 2024'de yeniden grup hakkında konuşuyor olur muyuz?

Bu bilinmez bir yol tabi. Pretorical var olmak için elinden geleni yapacak ama onu 2024'e taşıyacak dinleyiciler olacak. Var olan gerçekler var. Ne gruplar, müzisyenler kayboldu gitti. Umarım 10 sene sonra halen konuşuyor oluruz. Memleketim şartlarında bırakın metal gruplarının gelecek 10 senesini, kendi hayatımızın gelecek 5 senesinden emin değiliz. Bugün Pretorical vardır, yarın bir başkası. Metal akacak mecra bulur. Biz sadece gelip geçici isimleriz.

2014 yılının ikinci çeyreği bitmeden size bu yıl en çok beğendiğiniz yeni albümlerin hangileri olduğunu sormak istiyoruz. Bunun yanı sıra beklediğiniz albümler de var mı?

Yerli piyasada Murat İlkan - "Fanus", Murder King - "Gürültü Kirliliği". Kara Cephe'de beklenmeyen müthiş bir sürpriz oldu. Dünyada ise "Dio Tribute" albümü.

Grup olarak bira içerken çektirdiğiniz promo fotoğrafınız dikkatimizden kaçmadı. Hiç unutamadığınız bir içki anınızı bizimle paylaşabilir misiniz?

"Resistance Begins" in kaydına girmeden önce, Rasputin' de bayağı bir içtik ve stüdyoya gittik. Sonra "vay efendim bu kaydın tonları niye böyle" 🙂

Eğer gerçek bir "ünlü" olmak isteseydiniz kim olmayı tercih ederdiniz? Bu kişi müzisyen olmak zorunda değil. Neden?

Hiç birimiz ünlü olmak istemeyiz ama illa bir karakter yazmak gerekirse; Mustafa: Atam'ın yanında çarpışan basit bir asker olmak isterdim. Ferat: “Ünlü sanatçı”, “ünlü söz yazarı”, “ünlü besteci”, “ünlü müzisyen” veya “ünlü gitarist” gibi ünvanlara sahip olmaktansa 'mutlu' olmayı tercih ederim. Onuralp: Chuck Billy. Fırat: Salih Bozok.

Sorularımız bu kadar. Eklemek isteyebileceğiniz bir şeyler varsa söz tekrar sizde.

Buraya kadar okuyan okuyuculara ve size çok teşekkür ederiz. Okuyanlardan bir ricam ise, metal kültürü omuz vermektir; metal alışverişlerinizi metalciden yapın, konsere gidin, fanzin alın, albüm demo alın, şu bilgisayardan kaldırın kıçınızı. Metalcilik iyidir!

BAĞLANTI NOKTALARI:

www.facebook.com/Pretorical
www.twitter.com/Pretorical

Özgür Özçınar