In Flames - A Sense Of Purpose

In Flames - A Sense Of Purpose

Açık konuşmak gerekirse her dönem için “acaba bu kez ne yapmışlar” düşüncesi ile her yeni albümüne kulak kabarttığım fakat hiçbir döneminde müzikal zevklerimizin uyuşmadığı gruptu benim için In Flames. çoğunluğun aksine ne “Whoracle” etkiledi beni ne de son dönem hitleri “Soundtrack to Your Escape”. Sanırım In Flames ile ortak beğeniler eksenim ilk kez bu derece kesişiyor. Bilindiği üzere 2006 çıkışlı “Come Clarity” ile melodik death metal olan soundda ciddi bir değişime gidilmiş, bu da hayran cephesini ikiye bölmüştü. Kimileri grubu ticari olmakla suçlarken kimi clean vokaller ve catchy nakaratlar ile dolu parçaları yere göğe koyamıyordu.

Grubun geçmişini ve benimle olan münasebetlerini kenara koyarak “A Sense of Purpose” a dönecek olursak grup melodik gitarlar üzerine kurulu müziğini bu albümde uzun süredir kullanmadığı klavyeler ile daha da zenginleştirmekte. Bunun yanında bir diğer dikkat çekici gelişme de albümün çıktığı hafta Billboard listesinde ilk 20’ye girmesi. Amerika’nın metal adına ne derece kısır bir pazar olduğunu, ve Megadeth’in son albümünün ilk hafta 8.000 kopya satmasını da örneğe eklersek In Flames’in ne derece büyük bir iş başardığı ortaya çıkıyor. ( Grup davayı sattı diyenlere bir koz da benden)

Albümde açılışta bizi selamlayan ilk iki parça son derece agresif gitar riffleri üzerine kurulu; liriklere bakınca anlıyoruz ki grubun şarkı sözlerinden sorumlu Anders Fridén son dönemlerde ciddi anlamda sinirli birilerine ( bir parantez arası not daha albüm grubun ilk “Parental Advisory” etiketi taşıyan albümü ) . Albümün ilk yarısının sürprizi ise oryantal melodilerle bezeli akustik gitar melodileri ile süslü “Alias”.

Albümü dinlerken dikkat çeken iki noktayı paylaşmadan geçemeyeceğim. İlki grubun gün geçtikçe thrash metal ile dirsek temasına girmesi; ikincisi ise vokalist Fridén’in vokalindeki gelişim. Albümün saklı hitlerinden “The Chosen Pessimist,” de bu gelişimi tüm çıplaklığıyla gözlemek mümkün. Madem bahsi açıldı In Flames tarafından yazılmış ve kaydedilmiş en uzun parça olma ünvanı taşıyan çalışma feci halde duygusal.

Gitarlardan sorumlu ikili Björn Gelotte ve Jesper Strömblad albüm boyunca mükemmel bir uyumla çalışıyor ilk dönem İsveç death metal günlerine selam çakarcasına soloları aralarında paylaşıyor. Ritm altyapısından sorumlu bakan Daniel Svensson sürpriz ataklarıyla parçalarda altyapıyı son derece başarılı bir şekilde işliyor. Bunun yanında yer yer kullanılan klavye partisyonları müziğe son derece farklı atmosferik tınılar katmakta (Oradan birisi Dark Tranquility mi dedi ne? )

Sözün özü grup son derece güçlü başlayan, ortasında temposunu düşüren ama finali son derece doyurucu yaptığı albümüyle iyi müzik dinlemek isteyen herkesi tatmin edecektir. İnsanı yakalayan melodileri ve konserlerde bir ağızdan eşlik edileceğine emin olduğum nakaratları da cabası. İlk kez günlerce dinlediğim bir albüme imza atan grup “The Jester Race” sounduna dönüş bekleyen hayranlar harici herkesi memnun edecektir. 2008 dolu dizgin devam ediyor, darısı Testament, Metallica ve stüdyodaki diğer devlerin başına…
1. The Mirror’s Truth-2:59
2. Disconnected-3:37
3. Sleepless Again-4:10
4. Alias-4:49
5. I’m the Highway-3:41
6. Delight and Angers-3:39
7. Move Through Me-3:06
8. The Chosen Pessimist-8:14
9. Sober and Irrelevant-3:22
10. Condemned-3:34
11. Drenched in Fear-3:30
12. March to the Shore-3:26

RICHTER ÖLÇEĞİNE GÖRE...

Müzikalite7
Ruh7
Sunum7
Özgünlük7
Gün geçtikçe melodik death metal rutininden uzaklaşsa da In Flames kendini dinletiyor
7

ŞİDDETİNDE!

Baran Şahin