Hail Of Bullets

Hail Of Bullets

Rock Vault : İlk etapta Rock Vault Web-Zin olarak İstanbul, Türkiye'den Hail Of Bullets kadrosuna sevgilerimizi ve saygılarımızı sunuyoruz. Şu sıralar neler yapıyorsunuz?

ED WARBY @ HAIL OF BULLETS : Kendi adıma konuşmak gerekirse (baterist Ed aynı zamanda Gorefest kadrosunda) Polonya'da Vader'ın XXV. yıl konserinin yaralarını sarmaya çalışıyorum. Tek kelime ile enfes bir konserdi! 2006 yılında kuruldunuz. 2007 yılında demo çalışması hazırladınız. Bu sene ise "Of Frost And War" isimli ilk albümünüzü çıkardınız. çok kısa sürede "Hail Of Bullets adı altında" Avrupa death metal'inin ön saflarında yerinizi aldınız. İşiniz ustası elemanlardan kurulu olmanız dışında sizlere bu başarıları kısa sürede getiren diğer önemli şeyler ne olabilir?

Açık konuşmak gerekirse bir işe başlarken ki en önemli aşama ne yapacağını bilmektir. Bu günlerde fazla duyamadığımız ama yapmayı amaçladığımız ve hepsinden önemlisi zevk aldığımız death metal tınılarını biliyorduk: basit, brutal, insanı ilk dinlemede yakalayan, groove rifflerle bezeli ve bir duruşu olan müzik... Bizler gibi bu tınıları duymak isteyen çok insan olduğuna da emindik. Internet bu konuda kitleye yayılmamız açısından en büyük kozumuz oldu; çok hızlı geri dönüler aldık. Beste aşamasına gelirsek eğer konu death metal olunca en zor şey akılda kalıcı besteler yazmak, genelde death metal hıza ve insanın kafasında patlayan birkaç riffe endeksli.

Şarkı sözleriniz için ölüm, savaş ve özellikle II. Dünya Savaşı konularını seçme sebepleriniz ne idi ve bu sözlerinizin altında yatan mesajlar için bizlere neler söyleyebilirsiniz?

Martin demoları ilk duyduğunda aklına gelen yegane olgu savaştı. Her zaman onun Doğu cephesini ele alan bir şeyler yapmak istediğini biliyorduk. Şeçilen tema müziğe cuk oturdu; ve bize pek çok death metal şarkı sözü üretme fırsatı verdi.  Alt metinlerde savaşın delice bir olgu olduğunu ve insanlığın kendi türüne ne kötülükler yaptığını rahatlıkla okuyabilirsin.

Bitmek bilmeyen saldırılar, siyasilerin hırsları, ülke çıkarları, piyon askerler, masumca ölenler.. Büyük savaşlar da gelip geçiyor, unutuluyor.. Şu anda yeryüzünde gerçekleşen acımasız savaşlar için sizlerin yorumları nelerdir?

Bence savaşlar tamamen delilik; Amerika dünyanın yarısını nedensiz bir savaşa sürüklüyor. Kendi adıma savaş olgusu beni çok rahatsız ediyor, hele hele böyle nedensiz ve temelsiz yalanlara dayanırsa...

Topluluğun yaş ortalaması, günlük işleri ve hobileri hakkında bilgi alabilir miyiz?

Topluluğun yaş ortalaması (dikkatli konuşmak lazım çünkü kadromuzda Benjamin var) 30'ların sonlarında. Ben 40 yaşındayım, Martin benden daha yaşlı. Genelde günlük hayatımızın büyük kısmını işimiz kaplıyor; hafta sonları gelince konser vermek için can atıyoruz. Hobilerimiz ise metal müzik ve filmler; ki eminim grubun çoğu benle aynı fikirdedir.

Bilhassa müzisyen okuyucularımız için sizlerin şovlarınızda hangi enstrüman ve ekipmanları kullandığınızı sormak istiyoruz.

Ben Sonor marka davul seti ve Amedia (Türk malı) zil kullanıyorum, baget konusunda tercihim ise Balbex. Paul  Ibanez, Steph ise BC Rich marka gitar kullanıyor. Anfi tercihimiz ise Marshall. Theo'nun kullandığı bas gitar konusunda emin değilim...

Son gelişmelerden takip edildiği üzere, imaj ve müzik konusunda eski dönemleri hayli aratan ve 2010 sonrası ismini duyurabilecek çok genç yetenekleri toplayan Metal Blade Records firması ve bünyesinde bulundurduğu topluluklar için neler söyleyebilirsiniz?

Metal Blade bizim gibi gruplar için mükemmel bir firma. Onlar son trendleri takip etmek yerine hala iyi müzik yayınlayabileceklerine inanan nadir yapımcılardan. Onların yayınladığı pek çok grubu severek dinliyoruz ve emin ol bu etken bile onlarla anlaşmamız için önemli bir artı.

Etkilendiğiniz Autopsy, Bolt Thrower, Massacre, Celtic Frost ve Death topluluklarının sizler için önemi hakkında hiç unutamadığınız anılarınızın bir kısmını bizlerle paylaşabilir misiniz?

Autopsy grubun Severed Survival albümü bana death metali sevdiren albümler arasında en tepededir. Entombed'ın Left Hand Path, Pestilence'ın Consuming Impulse ve Obituary'nin Slowly We Rot başyapıtı gibi. Grubu 90'lı yılların ortasında Rotterdam'da izlemiştim, yek kelimeyle dahiyane bir performanstı.

Bolt Thrower benim için önüne çıkan her şeyi ezen bir tank gibi, tek kelimeyle muhteşem. Gorefest ile False albümünü kaydederken soundun mümkün olduğunca Realm Of Chaos a benzemesine çabaladığımız ı hatırlıyorum, çünkü o albüm inanılmayacak kadar sertti. öyle ki en sonunda Bolt Thrower'ın Warmaster  ve Carcass' ın Symphonies Of Sickness albümlerin arkasında isim Colin Richardson ile çalışmaya karar vermiştik.

Celtic Frost'u seksenlerin sonunda izleyebildiğim için kendimi şanslı sayıyorum. Pek çok arkadaşımın aksıne  Apocalyptic Raids i yayınladıkları anda bile Hellhammer'ı sevmeye devam ettim; ama Frost tek kelime ile tanrısal bir gruptu. Into The Pandemonium albümüne dek aramızdaki aşk devam etti, bunun yanında  Monotheist in son derece etkileyici bir geri dönüş olduğunu belirtmek gerek.

Death ve Chuck'a dair tonla güzel anım var; birlikte pek çok kez aynı sahneyi paylaştık. 1993 yılında kendisi şahsen beni altı haftalık Amerika turnesinde çalmam için davet etti ki bu benim kariyerimin en önemli anıdır. İlk iki albümün hala mükemmel olduğunu düşünüyorum, teknik zamanlarından ziyade o ilkel vahşi müziğini seviyorum.

Hollanda'nın metal dünyasına armağan ettiği sayısız topluluk var. Tam bu noktada yurttaşlarınızdan hangilerini beğenerek takip ettiğinizi öğrenebilir miyiz? Sizlerin hoşunuza gitmeyenleri de olsa gerek..

çocukken Highway Chile, Picture, Vandale, Together, Dark Wizard, Anguish, Martyr, Bodine, gibi grupları severek dinliyordum. Pestilence gibi bir devi ve Asphyx, Pentacle, Lucifer Principle gibi ürkütücü grupları da unutmamak lazım. Pek çok insanın şu an Hollanda diyince aklına gelen Epica ve Within Temptation, gibi gothic gruplar ile aramın hiç olmadığını belirtmeme gerek yok sanırım.

Avrupa death metali kavramının içinde belki de en önemli yeri tutan Hollanda death metal ekolünün dünü ve bugünü için birçok şey yazıldı, söylendi. Peki geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Hollanda'nın death metal arenasına kaliteli gruplar armağan etmeyi sürdüreceğini düşünüyorum; iyi işler çıkartan  Massive Assault, Remains, Lucifer Principle, Monolith Death Cult, Toxocara gibi gruplarımız var. Sanırım bu müzik bizim kanımızda var.

Sizlere Hollanda'nın şu an itibariyle en iyi death metal topluluğu diyenler için ne diyorsunuz?

Hmm, ben bu tanıma itiraz etmeyenlerin tarafındayım haha! İnsanların bu şekilde düşündüğünü bilmek güzel, sadece işimizi en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz.

Hollanda toplulukları bilhassa metal müzik adına gerçekten çok başarılı ve farklı işler çıkarmak konusunda hep iddialı oldu. Konu death metal ise, gerçekten suniliğe yer vermeden acımasız müzikleri seneler boyunca bizlere dinlettiniz. Şimdi derinlere inmek istiyorum. Sayenizde çözebileceğim açık ve net bir soru; sizlerin bu genel başarısı nereden geliyor?

İnan bu konuda hiç bir fikrim yok... belki Hollanda'nın o boktan havası brutal müziğimize ne büyük ilhamdır!

Old school death metal icra eden bir topluluk olarak bu tarzın geldiği nokta hakkında neler söyleyebilirsiniz? Gençlerin eskisi kadar olmasa da (tarzların değişmesiyle seyirciler de etkilendi) bu müzikle yatıp kalktığı iddia edilebilir mi?

Genç dinleyicilerin 80'lerdeki ya da 90'ların başındaki abileri kadar fanatik olmadıkları bir gerçek ama şovlarımıza sadece ihtiyarlar katılmıyor! Gençlerin Bullet For My Valentine ve benzeri pozcu grupların arasından bizi keşfetmeleri gerçekten anlamlı. Etrafta modern death metal saçmalığı olduğu sürece eski okul death metalin orada, pusuda olacağında emin ol!

Açık konuşmak gerekirse en kaliteli etkinliklerden biri olan Maryland Deathfest'in 2009 ayağında sahne alacaksınız. Onca topluluk arasında ilk konfirme edilme sebebinizi merak ediyoruz. Yani verilen bir söz mü vardı ya da taraflardan biri hızlı mı davrandı?

Arkadaşlarımızdan birkaç orada çalmamız konusunda ısrarcı oldu ve bize iletişim numaraları verdi, bu konuda hızlı davrandık çünkü Amerika'da o kalabalık kitle önünde çalmayı istiyorduk. Lokal klüp şovları keyifli olsa da gruba maddi olarak bir kazanç bırakmıyor, bunun için festivaller potansiyel dinleyici ile buluşmanın tek adresi.

Aktif olduğunuzdan bu yana olan kısa sürede birlikte yaşadığınız ve unutamadığınız en keyifli dakikalarınızı bizlere anlatır mısınız? Benim için birbirimizle ilk tanıştığımız an unutulmazdı. Sonuçta Martin ve Theo'yu tanımıyordum; ilk olarak oturup içmeyi ve beraber çalıp çalamayacağımız konusunda konuşmayı kararlaştırdık. Delicesine sarhoş olduk ve delicesine eğlendik; ertesi sabah hepimiz Theo'nun bahçesinde kendimizi ilk resmi grup resimlerimizi çekerken bulduk. Bu resimler hala MySpace sayfamızda; hatta bir tanesinde Theo'nun kızı aramızda. Bunun yanında başta Arnhem olmak üzere çaldığımız tüm konserler bizim için unutulmaz...

MySpace sayfanız ve orada size gelen yorumlarınız gayet güzel. İnternetin sizin topluluğunuz için önemi nedir? Ne gibi faydalar ve zararlar görüyorsunuz?

Internet ve MySpace bizler için son derece önemli. İlk olarak bir promo kaydetmiştik ve bedava olarak insanların beğenisine sunduk; grubu dinlemeyecek olan pek çok insana bu promo kayıt ile ulaştık. Daha sonra albüm geldi ve MySpace'in en çok dinlenen isimleri arasındaydık. Daha sonra bu başarının üstüne Metal Blade bize müthiş bir tanıtım yaptı. Tek olumsuz nokta ise albümün nete düşmesi oldu ama gerçekçi olmak gerekirse bu günlerde işler bu şekilde işliyor.Bazen dinleyicilerin büyük çoğunluğunun hep olumlu konuştuğunu hatta gereksiz övgülerde bulunduğunu görürüm yani topluluklara eleştiri çok az geliyor. Şu ana dek topluluk adına garip ya da olumsuz yorumlar aldığınız hiç oldu mu?

Tabii ki. Hala Hollanda'da grubun büyümesi benimsemeyen kemik dinleyicimiz var. Bunun yanında "demo daha iyiydi; albüm olmamış" diyenleri de unutmamalı; bize gelen bir diğer eleştiri ise "basit" müzik çaldığımız yönünde. Basitlik bizim bilinçli bir tercihimiz oysa ki... Bunun yanında okuma yazma bilmeyen pek çok kişi sözleri eleştiriyor; bazı Amerikalılar bizi komünist; bazı Almanlar ise şimdiden faşist ilan ettiler bile... Peynir, yel değirmenleri, bisiklet, lale ve sosyal haklar denince ülkenizi anıyoruz. Sizlerin aklına Türkiye denince neler geliyor? Buna ek olarak, ülkemizden herhangi biri topluluğu dinleme fırsatınız oldu mu?

Ah, ilk aklıma gelen mükemmel Türk yemekleri ; Bunun yanında Gorefest ile beraber oraya geldiğimde gösterilen dostane ilgiyi unutmam imkansız. Türk hayranlar metal müziğe kalpten bağlı. Konser öncesi birkaç Türk grubunun çaldığını hatırlıyorum ama dinleme şansım olmadı ne yazık ki...

Rock Vault Web-Zin için yorumlarınız nelerdir?
Harika görünüyor ama ne yazık ki tek kelime bile Türkçe anlamıyorum...

Sizleri Türkiye'ye muhakkak bekliyoruz. Verdiğiniz yanıtlar için çok teşekkür ederiz ayrıca müzikal yaşantınızda başarılar dileriz. Son sözlerinizi eklemeniz için sözü tekrar size bırakıyoruz..

Her şey için teşekkürler; umarım Hail Of Bullets olarak yakın gelecekte orada çalabiliriz!

Özgür Özçınar

Leave a reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.