The AYILAR

The AYILAR

Rock Vault : Biyografi vermekten pek hoşlanmadığınızı tahmin etsem de burada sizin müziğinize yabancı pek çok rock-vaultya The AYILAR’ın kuruluş hikayesini özetler misiniz?

The A.Y.I.L.A.R: 2001-2002 civarında proje grubu olarak Murat And The Anarko Boy Band diye 1 isim altında “Bugün Pazar” adlı parçayı kaydetmiştik. Kadroda çeşitli gruplardan arkadaşlar vardı.. Şarkı 1 şekilde Güven Erkin Erkal’a geçti ve Radyo D 'de yayınlanan Maksimum Rock‘ta çalmaya başladı ve 1. sıraya yükseldi, çok beğenildi.. Sonra parçada geçen her yerde ayılar var unutma bugün pazar kısmındaki ayılar grup ismi olarak seçildi.. Grubun vokal-gitaristi Murat 2003’te grubun kadrosunu tamamladı ve aktif hale geçirdi. 2004’te ilk konserini verdi.. Tarz olarak oi-street punk ve Türk müziğini kullandık.. Kendimize has 1 sound elde ettik.. Aslında hepimizin politik görüşleri var ama biz bu görüşleri ezberleşmiş kalıplaşmış sözler yerine kendimize uygun 1 tarz da müziklerimizde paylaştık.. Saçma sapan politikalardan, uyuşturucu kullanan hippilerden, uyuşturucudan, faşizmden, savaşlardan, eroinden, sokaklardan, alkolden, kavgalarımızdan, aşklarımızdan, dostluklarımızdan kısacası yaşadığımız ve gördüğümüz hayattan bir şeyler anlattık hep.

Vokaller: Serkan, Gitar/Vokaller: Murat, Bas Gitar/Geri Vokaller: Korhan, Bateri: Furkan

Müziğe başlarken idol kabul ettiğiniz gruplar kimler?

Aslında hepimiz Athena ile büyüdük.. Bence o çok etkili oldu.. Sonra yerli gruplardan Rashit’in ”Telaşa Mahal Yok” albümü.. The Business, The Oppressed, Cockney Rejects, Perkele, Cock Sparrer, 4skins gibi oi grupları da bizi çok etkiledi.

Punk’ın çıkış noktasına bakarsak işçi sınıfı hakimiyetinde İngiltere’nin publarında, varoşlarında giden aksaklıklara tepki olarak doğduğunu görüyoruz. Fakat neredeyse her şeyin aksadığı bu ülkede son birkaç senelik hareket harici Headbangers, L.S.D gibi birkaç isim harici punk beklendiğim çıkışı bulamadı bence, aynı şey hardcore grupları içinde geçerli. Zamanında eline gitar alanların başlangıç noktası o dönemin moda metal akımları idi, şimdi durum metal grupları ile Duman kopyası gruplar arasında paylaşılıyor. Bunu neye bağlayacaksınız?

Aslında Türkiye’de o dönemde 1 sürü şey oldu. O zamanlar metal-punk iç içeydi. Zaten grupları dinlediğimiz zaman anlaşılıyor ve konserler underground olsa da her zaman doluydu. O dönemde mektuplarla kasetler afişler yollanıyordu yurt dışında ve çoğu grup bu şekilde çok tanındı.O zamanlar punk denen şey saftı kimse müzik yaparken popülerlik ve para reklam peşinde değildi. Her hangi 1 yerde çalsalar ve müziklerini insanlara tanıtsalar da olurdu ve de öyle yaptılar. Ama şimdi MTV çıktı, Dream TV çıktı. İnsanlar oradan gördüklerine özenmeye başladı. Ne popülerse bizde yapalım bizde popüler oluruz kaygısı başladı ve trend neyse o çalınmaya başladı. Sonucu birbirine benzeyen 5 para etmez 1 sürü albüm grubu ve bar köşelerinde sürünen garip garip isimli alternatif gruplar türedi. Belki mutlulardı ama bilmedikleri her zaman birileri tarafından sömürüldükleri ve sömürülecekleriydi.

Grubun sitesinde de üstüne basa basa vurguladığı İstanbul Skins oluşumu hakkında bize bilgi verir misin? Irkçılığın bir dönem sembolü sayılan dazlak kafaları kullanmanız aynı zamanda eşcinsel çağrışımlara açık grup ismi her nevi ırkçı, sexist ayrımcılılığın karşısında olduğunuz göstermesi açısından gayet ironik ve anlamlı. Rock ve türevlerinin git gide sistem oyuncağı olduğu günümüzde söyleyecek sözü olan gruplar görmek büyük bir keyif benim için.

İstanbul skins The AYILAR ve Ofis Boyz elemanları tarafından kurulmuş tamamen ırkçılık karşıtı 1 olaydır. Grup elemanlarından başka 1 çok arkadaşımız bu olaya katılmıştır. Hatta yurt dışından gelip bize destek olan bir çok arkadaşımız da bulunuyor. Aslında pek aktif olmasak ta yerel gruplara destek veriyoruz ve insanları skinhead kültürüne yakınlaştırmaya çalışıyoruz ve onları Nazi skinhead yani boneheadlerden farkımızı anlatmaya çalışıyoruz. The Ayılar cidden ironik bir isim ama eşcinsel platformla 1 alakamız yok bu yüzden başına the eklentisini koyduk. Bizce her grubun 1 politikası olması gerekir. Apolitik olmakta politik 1 tavırdır. Bunu ayırt etmek gerekir. No politics!

Türe yabancı olan okuyucularımız için oi, street punk, emo, ska gibi ayrımları kısaca özetler misiniz? Türler arası ince ayrımlarda belirleyici detaylar neler?

Oi! İngiltere’de çıkan ve işçi sınıfı dazlakların çıkardığı 1 tarzdır. Punk müziğe yakın 1 tarzdır eğlenceli ve gaza getiren melodik 1 müziktir. Şarkılarda sık sık oi! oi! oi! bağırışlar duyabiliriz. Vokaller genelde tribün şeklindedir. Street punk oi müziğinin daha punk a yakın ve melodik tarzıdır. Street punk çalan gruplar aynı zamanda oi çalar kısacası biraz daha modernleşmiş halidir. Sadece daha geniş 1 müzik stilidir. Emo denen şeyi pek bilmiyorum ama öyle takılan tiplerden nefret ediyorum. Dinlemediğim için pek 1 bilgi veremeyeceğim sadece hep manita işleriyle alakalı şarkıları olduğunu biliyorum. Ska siyah tenlilerin yaptığı reggae müziğin beyaz İngilizlerle birleşmesidir. Bence 2tone ska denir. 2 tone siyah beyaz. Zaten damalı dediğimiz o şekil simgeleri var. Siyah kara ırkı, beyaz beyaz ırkı temsil eder ayrıca skinheadler niye Nazi değildir çünkü ska müzik dinlerler ve çalarlar eğer Nazi olsalardı zenci müzikleri dinleyip çalmazlardı.

Edirne’de sizi izlediğim zaman gördüğüm The Ayılar sahnesine oldukça hakim ve sahip olduğu enerjiyi sonuna kadar kitle ile paylaşan bir grup. Sizi izleyemeyenler için The Ayılar sahnede neler vaat ediyor izleyiciye?

Sahneye çıktığımız zaman acayip gaza geliyoruz ve seyircimizde gaza geliyor. Aslında seyirci bizi gazlıyor. Sahne aşağısındaki en ufak kıpırtı bizi ateşliyor. Konserlerimize gelenler her türlü aksiyona hazır olsunlar. çünkü bazen biz seyircinin yaptığı pogo yada atraksiyon yüzünden çalamıyoruz. Elbet mekanda 1şiler kırılıyor yada ses sistemine zarar geliyor çünkü biz çalarken seyirciyi dizginlemek çok zor. Genelde kalabalık ve sahnenin seyirciye yakın olduğu konserlerde şarkılarımızı bitiremiyoruz. çünkü ya sahneye uçuyorlar, bize çarpıyorlar yada aletleri deviriyorlar. Herkes The Ayılar’ı izlemeli, ter atmalı, kurtlarını dökmeli ve yanındakine saldırmalı yada zıplamalı ne bileyim gelin görün.

Yine Edirne konserinden yola çıkarak gördüğüm Türkiye’de underground bir punk kitlesi oluşmaya başladığı ve bu kitlenin dipten ve derinden iyi işler yaparak birbirine sahip çıktığı, bilmem siz neler diyeceksiniz bu konuda?

Aslında Türkiye’de her zaman böyle 1 kitle vardı ama gruplar ve kitleler birbirlerini desteklemedikleri için ileri hiç bir adım atılamadı. Şimdi olay değişti biz insanları ve underground grupları hep birbirlerine destek olmayı davet ediyoruz ve cidden işe yarıyor. Şu an yeraltında unity denen şey oluştu ve bu yüzden her şey çok keyifli oluyor. Artık konserlerimiz doluyor. Herkes 1-1ine köstek olmak yerine destek oluyor. Bu yüzden daha da bu piyasanın gelişeceğini düşünüyorum.

Gecikmiş bir soru ama bu ülkede saçından, sakalından, kıyafetinden onlarca insan dayak yemişken 2002 Dünya Kupası’nda ümit Davala’nın mohawk saç traşı ile başlayan ve ne mutlu ki kısa süren mohawk salgını sırasında neler hissettiniz?

Her şeyin Televole’lere ve magazinlere bağlı olduğu bu dönemde çok normal karşıladık. Bence mohikan saç her şekilde kötü 1 saç modeli. Kimseye tavsiye etmiyorum. ümit Davala’ya zaten hiç yakışmamıştı.

Yeni dönem dinleyicisi arasında yükselen tür kavgalarını neye bağlıyorsunuz? Ben Witchtrap (black metal), Headbangers (punk) ve Blue Blues Band (Blues) kavgasız gürültüsüz aynı sahnede izlediğimi hatırlıyorum?

Bende ağabeylerimden duyuyordum yada afişlerden okuyordum alakasız gruplar bir arada çalıyorlarmış. Bizde avcılarda bi sürü metal grubuyla aynı sahnede 1 festivalde çalmıştık ve gayet memnun kalmıştık. Zonguldak’ta da black ve death metal gruplarıyla beraber çaldık. çok acayipti ve eğlenceliydi. çoğu grup saçma sapan triplere giriyor yok şunla çalmam bunla çalmam. Sanki Türkiye’de her tarzı çalan 1000 tane grup var ve insanlar tarz seçiyor. Bizce yerin altı ne olursa olsun her zaman aynıdır kardeştir. Kavgalar tamamen dar görüşlülükten çıkıyor. İnsanlar kapitalizmin bize sunduğu gibi tek tip takılmaya çalışıyor. Mesela ben şu an Dark Tranquillity – “The Wonders At Your Feet” şarkısını dinliyorum ama punk grubum var. Ne yapayım intihar mı edeyim?

Son zamanlarda suni gündemlerle, saçma sapan diziler ile (ki bu röportajı hazırladığım an Hrant Dink öldürüldü) yükselen ırkçılığa ne diyorsun?

Hepsinin *ötüne koyayım. 2 reyting alacağız diye zaten bölünmekte olan 1 ülkeyi parçalıyorlar. İnsanlar sosyal ve ekonomik problemler yüzünden zaten birbirlerini boğazlamak için hazır bekliyorlar. Bu dizilerde tuz biber oluyor. özellikle Kurtlar Vadisi PKK. ülkedeki ırkçılığı tavan yapacak gibi geliyor bana. Kahrolsun faşizm!!

Muhalif görüşlü insanlar arasında ayrılığa yol açan önemli bir durum düşüncelerin, tepkinin gösterimi sırasında şiddetin yeri nedir? Şiddet gerekli diyorsanız sizce neden?

Herkes özgürdür, fikirlerini söyleyebilir ve 2 karşıt fikirli bu şekilde karşılaşınca çoğu zaman şiddete başvuruyorlar. Hak edene şiddet sonuna kadar gerekli ama durup dururken saçma. Herkes sevgiden yana olsa her şey çözülür ama yinede sana vurana öteki yanağını dönmeyeceksin, kafasını patlatacaksın anında ki başkasına aynı şeyi yapamasın. Biz öyle yapıyoruz, bakınız şarkımız -> “Sokaklar Şahidim Olsun”.

The Ayılar’ın müzikten beklentisi nedir? Grup bir eğlence, sahne grubu olarak mı kalacak? Uzun süredir beklenen demoyu yakın zamanda görmemiz olası mı? Türkiye piyasasından desteği hak eden, size yakın tarzlara sahip, müzik ve kafa olarak anlaştığınız sağlam gruplardan bir kaç örnek istesek?

1 şekilde imkan yaratıp bandrollü 1 albüm yapmak istiyoruz. Yurtiçi veya yurt dışından olabilir çünkü daha çok tanınmak ve yaptığımız şeyi paylaşmak istiyoruz. The Ayılar zaten yurtdışında baya 1 tanınıyor ve çeşitli tekliflerde alıyoruz. Kayıtlarımızı bitirince bunları değerlendireceğiz. The Ayılar sahnede çalarken eğlenen ve eğlendiren 1 grup. Yani ilerde de bu olayımızı bozmayacağız. Seyirciyle olan iletişimimizi ve elektriğimizi kaybetmeyi düşünmüyoruz çünkü bize ilham ve enerji veriyorlar. Destek olduğumuz ve sevdiğimiz gruplar çok: Ofis Boyz, Sokak Köpekleri, Kaygan Zemin, Stuka, Cemiyette Pişiyorum, His, Second.

Baran Şahin